Zaman Sığınağı - Georgi Gospodinov
- antalyakitapkulubu

- 31 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Georgi Gospodinov Zaman Sığınağı adlı romanında, yalnızca bireysel hafızayı değil, kolektif belleği ve modern insanın zamanla kurduğu ilişkiyi merkeze almaktadır. Roman, Alzheimer hastaları için kurulan ve her katı farklı bir dönemi temsil eden bir “zaman kliniği” fikriyle başlar; ancak kısa sürede bu fikir bireysel bir tedavi yönteminden çıkarak tüm Avrupa’yı etkileyen politik ve toplumsal bir deney hâline dönüşür. Gospodinov bu dönüşüm üzerinden, çağımız insanının şimdiki zamana neden tutunamadığını sorgular.
Romanın en güçlü yanlarından biri, nostalji kavramını basit bir geçmiş özlemi olarak ele almamasıdır. Zaman Sığınağı’nda nostalji, güvenlik arayışıyla doğrudan ilişkilidir. İnsanlar yalnızca bir mekâna değil, geçmişte yaşadıkları –ya da yaşadıklarını sandıkları– bir zamana dönmek isterler. Bu bağlamda roman, “ev” kavramını fiziksel bir yer olmaktan çıkarıp zamansal bir deneyime dönüştürür. Ev artık bir adres değil; tanıdık kokuların, seslerin, ritüellerin olduğu bir zaman dilimidir.
Romanın ikinci bölümünde bireysel hafızadan kolektif hafızaya geçiş yapılır ve asıl sarsıcı soru ortaya çıkar: Ya sağlıklı insanlar da geçmişte yaşamayı seçerse? Avrupa ülkelerinde yapılan referandumlarla her ülkenin farklı bir on yılı “şimdi” olarak seçmesi, distopik olduğu kadar tanıdık da gelir, zira günümüzde de siyaset, kültür ve popüler söylem sık sık “eski güzel günler” mitine yaslanmaktadır. Gospodinov burada nostaljinin nasıl kolayca politik bir araca dönüşebileceğini gösterir. Geçmiş, güvenli olduğu için değil; artık değiştirilemez olduğu için tercih edilir.
Bu noktada romanın zaman kavramına yaklaşımı dikkat çekicidir. Zaman, mutlak ve değişmez bir gerçeklik olmaktan ziyade, toplumsal olarak inşa edilen bir olgu olarak sunulur. İnsanlar ortak bir anlatıya inandıklarında, o anlatı gerçekliğe dönüşür. Ancak Gospodinov bu inşanın kırılganlığını da gösterir. Geçmişte yaşamaya karar veren toplumlar, teknolojiden ve modern alışkanlıklardan vazgeçemeyince zamanlar birbirine karışır. Sonuç, bir düzen değil; kaostur. Bu bana göre romanın en önemli mesajlarından biridir: Geçmişe sığınmak, şimdiyi iyileştirmediği sürece yalnızca geçici bir uyuşma hâli yaratır.
Roman boyunca hissedilen melankolik ton, finalde daha da belirginleşir. Ne Alzheimer hastaları ne de geçmişi seçen toplumlar gerçekten “ait” hissedebilir. Geçmiş bir sığınak sunar, ama kalıcı bir yuva olamaz. Gospodinov burada nostaljiye tamamen karşı çıkmaz; ancak ona teslim olmanın tehlikelerine dikkat çeker. Okura şu soruyu sordurur: Gelecekten bu kadar korkuyorsak, sorun gerçekten zaman mı, yoksa umut eksikliği mi?
Gospodinov’un yazım tarzı parçalı, deneme tadında ve yer yer metinlerarası göndermelerle zenginleşmiş bir yapı sunmaktadır. Roman doğrusal bir olay örgüsünden çok, düşünce balonları, anılar, notlar ve kısa anlatılarla ilerler. Bu parçalı yapı, zamanın doğrusal akışını reddeden romanın içeriğiyle uyum içindedir. Yazar, ironiyi ve melankoliyi birlikte kullanarak hem hüzünlü hem de düşündürücü bir anlatı kurar. Gospodinov, büyük iddialı cümlelerden çok küçük ayrıntılar üzerinden derin anlamlar üretmeyi tercih eder.
Zaman Sığınağı, geçmişe duyulan özlemi romantize etmekten ziyade, bu özlemin ardındaki korkuları ve kırılganlıkları görünür kılan bir romandır. Gospodinov, nostaljiyi bir kaçış biçimi olarak sunarken aynı zamanda onun sınırlarını da açıkça gösterir. Geçmiş, insanı kısa süreliğine koruyan bir sığınak olabilir; ancak kalıcı bir çözüm değildir. Roman, okuru geçmişle teselli bulmak ile gelecekle yüzleşmek arasındaki gerilim üzerine düşünmeye davet eder. Bu yönüyle Zaman Sığınağı, yalnızca zamanı konu almakla kalmayan, zaman karşısında insanın çaresizliğini ve umut arayışını da anlatan bir roman olarak karşımıza çıkmaktadır.
Başak ÇATIKKAŞ





Yorumlar